• genctasavvufcular@genctasavvufcular.org.tr

Abdal

Gezgin derviş.

Aşk

İlahi aşk, kulun Allah’a olan sevgisi.

Aşık

Allah aşkıyla yanan, seven.

Ayan-ı Sabite

Allah’ın yansıması.

Çile

Nefsi köreltmek için yapılan terbiye, çekilen çile.

Dergâh

Kapı, eşik, kapı yeri, makam, tekke.

Derviş

Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse.

Fenafillah

Allah’ta yok olmak, ölmeden önce ölmek, tasavvuftaki son aşama.

Halife

Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişi.

İnsan-ı Kamil

Fenafillah’a ulaşmış kişi, olgun insan, kamil insan.

Kâbe

Vuslat makamı, aşığın gönlü.

Kadeh(Far, Câm)

Allah aşkıyla yanan kişinin kalbi.

Mâşuk

Sevgili. Tasavvufa göre hakiki sevgili Allah’tır.

Mâsivâ

Allah dışındaki diğer varlıklar.

Meyhane

Allah aşkının sunulduğu yer, tekke.

Meclis

Allah’ı anmak için yapılan toplantılar

Mutasavvıf

Tasavvuf ehli olan, herhangi bir tasavvuf yolunda mertebe katetmiş kişidir.

Mürşid

Doğru yolu gösteren, ilahi aşkı anlatan, tarikat şeyhi.

Mürid

Tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse.

Nefis

Can, benlik. Tasavvufa göre kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, dünyevi istek ve arzuları.

Pîr

Farsça, ihtiyar, yaşlı kimse. Tasavvuf önderlerine ve tarikat kurucularına da pîr denir.

Post

Şeyhlik makamı.

Sarhoş

Allah aşkıyla kendinden geçen, derviş.

Sâki

Mürşid, Allah aşkını sunan, yol gösteren.

Şarap

Anlamların özü, ilahi aşk.

Şem(mum)

İlahi nur.

Şeyh

Tarikat kurucusu, tarikatta en yüksek mertebeye ermiş kişi veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse, postnişin

Tarikat

Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk, yol.

Tecelli

Görünme, belirme. Tasavvufta Allah’ın yaratılmış her şeyde görünmesi anlamında kullanılır.

Tekke

Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer.

Vücud-u Mutlak

Tek varlık.

Vahdeti Vücud

Birlik. Kainat var edilmeden önce tek ve mutlak güzellik vardır. İnsan Allah’ın bir parçasıdır. Ondan ayrılmıştır ve tekrar ona dönecektir. Buna vahdet-i vücud yani varlığın birliği denir.